Dopamin Detoksu Nedir?

Dopamin, beynimizde sinirsel iletimde de rol oynayan bir hormon ve nörotransmitterdir. Fakat, son zamanlarda yapılan araştırmalar gösteriyor ki; dopamin sıradan bir hormon değil. Doğrudan karar alma mekanizmalarımıza etki eden bir hormon. Öyle ki; birçok sosyal medya uygulaması bu hormondan faydalanarak sizin uygulamada daha fazla vakit geçirmenize yol açıyor. Televizyonlar sizi daha uzun süreler ekran başında tutabiliyor ya da "malum" sitelerde bu hormon nedeniyle daha fazla vakit geçiriyorsunuz. Hadi gelin, dopamin nasıl çalışır, bağımlılığa nasıl sebep olur, dopamin detoksu ne işe yarar gibi soruların yanıtlarına dilimiz döndüğünce yanıt verelim...

Dopamin Hormonu Nasıl Çalışır? 

Dopamin hormonu, yukarıda gördüğünüz gibi bir modele sahiptir ve insan vücudu tarafından doğal olarak sentezlenir. Evrimsel süreç içerisinde gelişiminin nedeni, vücudumuzdaki pek çok hormonla aynıdır: Bizi hayatta tutmak. Dopamin hormonu, özellikle şekerli şeyler bulduğumuz zaman ya da üreme imkanı ortaya çıktığında hızla salgılanır. İnsanlığın ortaya çıktığı ilk çağları göz önünde bulundurursak, zor zamanlarda tüketilebilen tatlı meyveler ve genetiğin aktarılabilmesi ihtimali; gayet yaşamsal. Fakat zamanı biraz ileri sardığımızda, işlerin de tadı kaçmaya başlıyor. Çünkü insanoğlu, rafine şekeri, tütün içmeyi, çeşitli uyuşturucu ve uyarıcı maddeleri, televizyonu, sinemayı, pornografiyi ve sosyal medyayı icat etti.

Bu sayılan uyaranların hepsi de bize dopamin hormonu salgılattıran ve ödül algımızı harekete geçiren şeyler. Sosyal medya da her gördüğümüz fotoğrafta, dopamin salgılıyoruz. TV seyrederken, sigara içerken, tatlı yerken ya da kumar oynarken ve mastürbasyon yaparken...

Dopamin, bu aktivitelerin tamamında bizi "canlı" tutuyor. Ödüllendirildiğimizi düşünüyoruz ve hangi kötü alışkanlık olursa olsun; "bir taneden bir şey olmaz" mottosuyla can sıkıcı noktalara gidebiliyor.

Zamanı tekrar insanlığın başlangıcına saralım. Güzel bir elma ağacı keşfeden bir avcı toplayıcı olduğunuzu varsayın. Bunu hafızanızda tutmanız gerekir. Beyniniz, size dopamini sunar, böylece nöronlarınız arasında gerçekleşen iletimlerle; harekete geçer, etrafı inceler, elmayı yer ve bir sonrakinde tekrar gelebilecek şekilde oradan uzaklaşırsınız. Temelde böyle çalışan dopamin, aşırı salınması sonucunda, sizi farkında olmadan bir bağımlıya dönüştürür.

Dopamin Nasıl Bağımlılığa Neden Olur?

TLC'de yayınlanan Ağır Yaşamlar programını hepiniz seyretmişsinizdir. Seyretmeyenler bile internette mutlaka bununla ilgili bir içeriğe denk gelmiştir.
Ağır Yaşamlar'da çok ciddi kilo problemi olan insanların hayatları ve kilo verme çabaları anlatılıyor. Fakat bu noktaya nasıl geldiklerinden pek bahsedilmiyor. Ben 110 kilodan, 75 kiloya zor bela düşmüş biri olarak biraz bu gidişten bahsetmek istiyorum. (175 boyum var meraklısı için.)

Aslında her şey biraz tatlı istemekle başlıyor. Fakat insülin ve dopamin mekanizmaları o kadar güzel çalışıyor ki; biraz zaman geçtikten sonra, bir daha canınız istemeye başlıyor. Günler geçtikçe, siz farkında olmadan tükettiğiniz rafine şeker ve karbonhidrat miktarı yavaş yavaş artıyor. En sonunda, obeziteye geçiş yapıyorsunuz. Fakat o da ne? Yaptıktan sonra pişman olacağınızı bile bile, iki kase sütlacı gömmüşsünüz bile!

İşte bunu yaptıran şey dopamin. Önceleri bir parça çikolata hafif bir mutluluk kaynağıyken, zaman içinde 80 gramlık paketlerden birkaç tane yer hale gelirsiniz. Neden? Çünkü, beyniniz zannettiğinizden çok daha zeki! Yeni normale hemen adapte olur. Daha fazla salgılanan dopamin hormonu için, hemen daha fazla dopamin reseptörü açar. Böylece, sizin tatmin eşiğiniz yükselir. Özellikle mesele çöp gıda (İngilizce junk food, hızlı tüketilen bilimum abur cuburu bunun içinde sayabilirsiniz.) olduğu zaman, önceleri bir iki tane cips kırıntısı yeterken; sonra iki paket bana mısın dememeye başlar... 

Uzun zaman önce, bu blogda yazdığım Neden Televizyon İzliyoruz? başlıklı bir yazı vardı. Dopamin mekanizmasını öğrendikten sonra, fark ettim ki; sadece o yazıda saydığım sebeplerle değil, aynı zamanda ekrandaki hareketlerin bize dopamin salgılattırması da TV izleme sebeplerimizden biri. Etrafınızda en az bir kişi vardır, her güne bir dizi sıkıştıran... Dopaminin nasıl çalıştığını görmeniz için o kişiyi gözlemlemenizi tavsiye ederim, o kişi sizseniz bile!

Aynısını tütün, alkol, uyuşturucu, kumar ve porno gibi bağımlılıklarda da görmek mümkün. Konu hakkında, Youtube'dan biri Türkçe biri İngilizce iki tane Ted konuşması linki vereceğim. Türkçe olan konuşma, Üsküdar Üniversitesi'nden Nesrin Dilbaz hocaya ait, Bağımlı Beyin. Nesrin hanım, çok sade bir dille, görsellerle ve bilimsel kanıtlarıyla birlikte alkol-uyuşturucu gibi maddelerin beynimizi nasıl etkilediğini anlatmış. İkinci konuşmaysa, Nörobilimci Amy Reichelt tarafından yapılan ve This is your brain on sugar başlığıyla yayınlanan bir konuşma. Amy Reichelt da dopaminin beynimizin profrontal korteksine olan etkilerini çok güzel anlatmış. (Türkçe altyazısı maalesef yok.)

Kısacası, bize dopamin salgılattıran şeyler, temelde "ödül" olarak algıladığımız ve tekrar yapmak istediğimiz şeylerden oluşuyor. Her seferinde, yeni oluşan dopamin reseptörlerimizi de uyarabilmek için, daha fazlasını istiyoruz ve bu bizi bağımlılığa götürüyor.

Dopamin Detoksu Nasıl Yapılır?

Vücudumuza dopamin direnci kazandırdığımızda, yani bağımlılığımızı pekiştirdiğimizde; eskiden yaparken çok keyif aldığımız şeyleri yapamaz hale geliriz. Eskiden çok keyif alarak uğraştığımız hobilerimiz, büyük bir zevkle okuduğumuz kitaplarımız bize yavaş yavaş uzak gelmeye başlar. Bunu fark ettiğimizde, aklımıza ilk gelen şey dopamin olmaz tabi ki... "Ya ne güzel, eskiden sayfalar dolusu okuyabiliyordum. Şimdi okuyamıyorum." Ne kadar da güzel kendimizi kandırırız.

Fakat, derinde yatan sebep; dopamin direnci geliştirmemiz ve daha fazla dopamin istememizdir. Eskiden bir birimlik dopamin bize yeterken, şimdi bin birim az gelebiliyor. Yani, reseptörlerimizin bir kısmını kapatmamız gerek. Bu hayat kalitemizi artırmak ve bağımlı olmamak için gerekli. Bağımlıysak da seviyesini düşürmek ya da kurtulmak için. (UYARI: Tütün, alkol vb. bir maddeye bağımlılığınız varsa; lütfen bir sağlık profesyonelinden yardım alın. Sağlığınızla ilgili karar vereceğiniz yer internet değildir.)

Dopamin detoksu kavramının ortaya çıkışından da bahsederek nasıl yapıldığını ve dopamin detoksu yaparak elde edeceğiniz faydaları naklederek yazıyı sonlandıracağım. (Zaten baya uzun bir yazı oldu, buraya kadar sıkılmadan okuyabildiyseniz, bu konuda ciddisiniz demektir. Ve benden size tam destek, lütfen geri adım atmayın.)

Dopamin Detoksunun Ortaya Çıkışı

Dopamin detoksu, internette söylenilenlere göre Silikon Vadisi'nde ortaya çıkmış. Çok fazla uyarana maruz kaldığını fark eden teknolojinin zeki çocukları, beyinlerini dinlendirme gereği duymuş ve ara vermişler. Çok ironik değil mi? Geliştirdikleri uygulamalarla, bizi ekran başında daha fazla tutmaya çalışan insanların bu uygulamaları kullanmaya ara vermeleri? Bu konuda çok sevdiğim bir Netflix belgeselini tavsiye edeceğim: Social Dilemma. Yapay zeka uygulamalarının sizi nasıl tanıdığını ve sizi daha fazla uygulamada tutmak ve daha fazla reklam görmenizi sağlamak için neler yapıldığını anlatan etkileyici bir belgesel.

Dopamin Detoksu Nasıl Yapılır?

Sadece dopamin için değil, genel olarak bir şeyin detoksu; o şeyi almayarak-üretmeyerek yapılır. Dopamin için de aynısı geçerli. Dopamin salgısını kısarak, dopamin detoksu yapacağız. Peki nelerden vazgeçeceğiz, ne kadar süre vazgeçeceğiz?
Dopamin detoksu için:
  1. Bir süre, televizyon, bilgisayar, akıllı telefon kavramlarına veda edeceğiz. Bu haftada bir gün -24 saat- de olabilir, günde birkaç saat de olabilir. Ama bir süre dopamin salgılamayı azaltmamız gerek.
  2. Şekerli ve işlenmiş gıdalardan, fast fooddan olabildiğince uzak duracağız.
  3. Sigara, alkol vs. tüketiyorsanız; mutlaka azaltacaksınız ya da bırakacaksınız.
  4. Porno izlemeyeceksiniz, mastürbasyon yapmayacaksınız.
  5. İddaa oynamayacaksınız, bahisin her türlüsünden uzak duracaksınız. Sanal ya da gerçek kumara yaklaşmayacaksınız. (Böyle yazınca da kendimi Miroğlu kanunlarını yazan senarist gibi hissettim, hehe 😃)
  6. Sosyal medya uygulamalarını 1. madde kapsamında değerlendiriyorum ama yine de tekrar yazalım: Insta'da, Tinder'da kaydırmayacağız, Twitter'da RT yapmayacak ve DM'den kimseye yürümeyeceğiz.
  7. Anlık mesajlaşma uygulamalarına ve e-postalarımıza gün içerisinde belli saatlerde bakacağız, kimsenin profilini stalk etmeyeceğiz.
Eee geriye ne kaldı? Valla, pek bir şey kalmadı. Bu saydığım maddeleri, arkadaşlarımın arasında söylediğimde, "Ot gibi yaşayacağız." diyen bir dostum olmuştu. Ona da dediğim gibi, evet, aynen öyle yapacağız!

Çünkü, bağımlılık etkisi altında kalan beyin; gelecekte çok daha büyük problemler yaratabilir. Dopamin detoksu sayesinde, hem bağımlılıklarımızdan sıyrılma ihtimali gün yüzüne çıkar, hem de gelecekte yaşayabileceğimiz beyin hastalıklarının ihtimali azalır.

Bu yukarıda saydığım maddeleri hayatınızdan çıkardığınız zaman, geriye kalan vakitte, uzun yürüyüşler yapılabilir, sayfalar dolusu kitaplar okunabilir. Yani, yukarıdaki şeyler yok diye oturup sadece tavanı seyretmeyin. Bunu kendiniz için daha faydalı bir hale getirin. İzci sosyal medyada kaydırmaz, DM'den yürümez, izci okur, izci kendini geliştirir! Hadi bakalım yavru kurtlar, dopamin detoksunuz hayırlı olsun. 👍
PAYLAŞ

D

  • Image
  • Image
  • Image
  • Image
  • Image
    Normal Yorumlar
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder