![]() |
| Yüksek Katma Değerli Ürün Üretmek |
Pekiyi, katma değer nedir? Belli bir ürünün (mal veya hizmet) satış fiyatından, o ürünü meydana getirmek için başkalarından satın alınan şeylerin bedeli düşüldükten sonra kalan miktardır. Bu bakiye; kâr, kira, faiz ve ücret talep edenler arasında bölüşülür.demiş Ege Cansen. Yazıda bir de güzel örnek var. Çimento ve televizyon karşılaştırılmış. Çimento yükte ağır, pahada hafifken; televizyonun yükte hafif pahada ağır olduğu söylenilmiş.
Sanırım derdimi anlatabildim. El emeğine, az ham maddeye, çok bilgiye ihtiyaç duyan ürünleri genel olarak katma değerli ürünleri katma değerli ürünler olarak gruplayabiliriz.
Artık katma değerli ürünler hakkında bilgi sahibi olduğumuza göre; asıl meseleye geçebiliriz. Katma değerli ürün üretmek...
Türkiye'de ciddi anlamda katma değerli ürün üretme eksikliği yaşanıyor. Bunun sebeplerini öğrenmek ve ortadan kaldırmak zorundayız. Ancak sebeplere odaklanmadan önce, -sanırım Ekşisözlük'te okuduğum bir yazıydı- okuduğum bir yazıdan bahsetmek istiyorum. Rusya'ya yapılan sebze meyve ihracatından bahsediliyordu. "Bir tane iPhone satın alabilmek için bir ton domates ihrac etmemiz gerekiyor." diyordu yazıda. Elde edilen gelirin tamamı katma değer değil üstelik. Çünkü domatesi yetiştirmek için, tohumu dışarıdan satın alıyoruz. Gübreyi başkalarından alıyoruz. Nakliyesi için gereken benzini satın alıyoruz. Sonrasında elde ettiğimiz katma değer ve kâr bir iPhone parası bile etmeyebiliyor...
Peki, katma değerli ürün üretmede biz neden sorun yaşıyoruz? Bunun birden fazla sebebi var. Liste halinde saymak gerekirse;
- Yanlış teşvik politikaları: Sanayileşmenin teşvik edildiği, Ar-Ge çalışmalarına devlet tarafından finansman sağlandığı ilk zamanlardan beri; devletin uyguladığı politika ikame ürün politikası olmuştur. Yani devlet, yurtdışındaki gelişmelere paralel olarak yerli ürün üretilmesini teşvik etmiştir. İkame ürün politikası, "olması gerekenmiş" gibi gözükse de, araştırmacılığın önünü kesmiş ve yerli buluş sayısını hayli azaltmıştır. Üstelik günümüzde dahi, Ar-Ge için ayrılan bütçelerin takibi, esaslı biçimde yapılamamaktadır. Bugün teknokentlerde yer tutan firmaların, ar-ge amaçlı aldıkları teşvikler ve aldıkları uluslararası patent rakamlarına bakıldığında, komik sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
- Yanlış eğitim politikaları: Eğitim politikalarımız, en başından beri sürekli deneme tahtası gibi kullanılıyor. Hükümet fark etmeksizin hem de... Hatırladığım 8-10 sınav değişikliği var benim. Öncesi, sonrası tam bir keşmekeş. ÖSS kalksın, yerine başkası gelsin. Müfredatta şu olsun, bu olmasın. Fakat biz bunları tartışırken, tren kaçıyor. Ali Çağatay'ın ısrarla vurguladığı Bilişim Teknolojisi Dersi'nin temel eğitimde zorunlu olması bile henüz sağlanabilmiş değil.
Bilisim Teknolojisi Dersi temel eğitimde zorunlu olmali. Aksi halde Turkiye patinaj çekmeye devam eder. @btedernegi ile dayanismaya devam
— Ali Cağatay (@AliCaatay) 22 Mart 2015
Burada yazılım konusundan biraz anlayan biri olarak söylemem gerekir ki; yazılım işini insanlar ne kadar erken öğrenmeye başlarsa, o kadar verimli olur. Üniversiteye geldiklerinde, yazılım öğrenmek için geç kalmış oluyorlar. Nice insan biliyorum, döngü kurarken zorlanıyorlar. Gerçek hayattan örneklerle açıklanmadıkça, algılayamıyorlar. Bu yüzden "Ağaç yaşken eğilir." deyip, bir an önce bu dersleri ilköğretimden, lise sonuna kadar öğrencilere vermemiz gerekiyor. - Geçmişe takılıp kalmak: Tüm suç elbette devlette değil. Vatandaş olarak bizlerin de suçu var. "Ulu hakan Alparslan" ya da "İstanbul'un Fatih'i"nden bahsederek ilerleyemeyiz. Elbette tarih bilmek, merak etmek, öğrenmek iyi bir şey. Fakat tarihe saplanmak sakat. Ecdad diyerek, evlatların geleceğinden çalamayız. Hakkımız olmamasına rağmen, yapıyoruz bunu.
- Tembellik: Tembeliz. Bazı istisnaları çıkarırsak, toplum olarak tembel bir yapımız var. İstiyoruz ki, voleyi vuralım. Çalışmadan kazanalım. Nerede var bunun örneği? Çalışmadan kim kazanmış ki; biz kazanabilelim? Üretmeden tüketmek, kölelikle sonuçlanacak tehlikeli bir yoldur.
- Eğitimin teorik verilmesi: Lisede bir öğrenciye eğik atışı sadece formüllerle anlatır ve ezberlemesini beklerseniz, o çocuk eğitimin sonunda iyi formül bilen fakat gözlem yapmakta zorlanan birisi olacaktır. Ben üniversiteye gelene kadar hava masası diye bir şey bilmiyordum. Üniversitede en keyif aldığım iki - üç saat o hava masasının başında geçen zamanlardı. Fakat lise zamanlarına bakınca, bu deneylerin lisede yapılması gerektiğine kanaat getirmiştim. Hala da savunurum bunu. Bir eğitim verilecekse deney ve gözlem ön planda olmalıdır. Teorik bilgi yeterli değildir. Burada devleti suçlamak kolay olanı. Fakat öğretmenlerin de kendilerine pay çıkarmaları gerek. Dalgalar konusunu deneysiz-formül verip geçmek kolaylarına gelmemeli...
- Vergilerin yüksekliği: Vergiler ülkemizde oldukça yüksek. Yani siz yüksek katma değerli bir ürün ürettiğinizde, devlet sizden pek çok kalemde vergi alacak. Vergi alınmasın demiyorum ancak yüksek katma değerli ürünlerin, muadilleriyle rekabet edebilmesi için ve bu alanda yatırımcıların teşvik edilebilmesi için bu tip ürünlerde vergi teşviki sağlamak yerinde olacaktır.
Benim gördüğüm sorunlar bunlar. Son zamanlarda yapılan bazı düzeltmeler var fakat yeterli değil. Bu düzenlemelerin uzun süre uygulanması ve verilen teşviklerin takip edilmesi gerekiyor. Eğitim alanında ciddi düzenlemelere hala ihtiyacımız var. Tembellikten kurtulmamız gerek. Tek çıkar yolun çalışmak olduğunu görmemiz gerek. Tarihi romantizmimizden vazgeçmemiz ve önümüze bakmamız gerek.
Bu konuda söyleyebileceklerim, bu kadar. Eğer sizin gördüğünüz başka şeyler varsa, yorum olarak iletmekten çekinmeyin. Yazıda yanlış bulduğunuz noktalar olursa, eleştirmekten de geri durmayın lütfen. :)

Turkiyede bir sirkette calisiyordum sirketimiz katma degeri yuksek bir urun bulusu yapti. Ve hersey orada basladi. Urun sirketin basina bela oldu. Patentini almak icin basvurduk herseyini eksiksiz yaptimiz halda patent isi yaklasik 2 yil sonuca ulasmadi. Ardindan sirket mali denetime girdi. Ardindan yuksek bir ceza kesildi. Herseyin tam olmasina ragmen..
YanıtlaSilArdindan arge ekibimizden calisma arkadasimiz sakat kaldi. Bir arge arkadasimiz trafik kazasi gecirdi. Bir arge arkadasimizda aniden saglik sorunlari cikti meslege veda etti. Sirkete herseyi ile el konuldu. Evlerimizde arama yapildi. bende yurtdisina geldim. Devletimiz bulus yapan yada yuksek katma degerli uretim yapmak isteyen sirketlerin yada kisilerin yaninda deyil! Basiniza turlu dertler acabilirler.