Yılda Bir Milyon Kelime

Yılda bir milyon kelime okuyabilir misiniz? Okumalı mısınız? Nasıl? Peki ya çocuklar? Onlar okuyabilir mi? Hadi gelin, yazıyı okuyun.
Başlığı aynen orjinalinden aldım. Naci Mocan tarafından 6.5'te yazılmış bir yazının başlığı bu. Yazıyı okumaya üşenmeyecek olanlar için hemen linkini de vereyim: http://altibucuk.net/uncategorized/bir-milyon-kelime/ üşenmeyin derim, lezzetli ve muhakkak okunması gereken bir yazı. Ben de bu yazımda "Bir Milyon Kelime"nin ne olduğundan genel olarak bahsedeceğim ve ben de sizi Naci Hoca'nın çağrısına davet edeceğim.

Önce bir milyon kelime başlığına neden olan, müfredattan bahsetmek gerek. Naci Hoca, kısaca şöyle özetlemiş:
Amerika’nın bazı yerlerinde uygulanan bir yöntemi Türkiye’de de uygulamak ve öğrencilerin, normal okul müfredatının dışında, yılda BİR MİLYON KELİME okumalarını sağlamaktır.
 Bir milyon kelime! Çok geliyor insanın gözüne değil mi? Evet bu sayı çok yüksek geliyor. Ama emin olun değil. Çünkü 1 milyon kelime sadece 25 kitap ediyor. 200 sayfalık bir kitap, aşağı yukarı 40.000 kelimeden müteşekkil. Yılda 25 kitap. Sadece 25.


Bir çocuğun yılda 25 kitap devirmesi de zor değil. İki haftada bir kitap bitirmesi gerek. Peki mümkün mü? Bu soruyu da yanıtlamış Naci Hoca. Mümkün. Günde yarım saat ayrılması gerekiyor sadece. Günde yarım saat kitap okuyarak bir çocuğun kazanabileceği ufuksa; heyecan verici.

Kendi çocukluğumda okuduğum kitapları anımsıyorum. O zaman Ahmet Ümit, Yeni Yüzyıl'da yazıyordu. Ben -doğru anımsıyorsam- üçüncü sınıftaydım. Yeni Yüzyıl gazetesi tarafından bir kampanya başlatılmış ve çocuk kitapları veriyorlardı. Sıklığını hatırlamıyorum ama babam gazeteyle birlikte kitap da getirirdi. Çok sevinirdim. Bir çok çocuk klasiğini devirme şansı bulmuştum bu sayede. Yine doğru hatırlıyorsam eğer, Jules Verne ile de bu dönemde tanışmıştım. O'nun kaleminden çıkan "bilim kurgu" eserlerin, o zamanlar gerçekleştiklerini görmek heyecan vericiydi benim için. Şimdi değil mi? Şimdi bile öyle!

Yukarıda Ahmet Ümit vurgusu yaptım. Hemen onun da nedenini açıklayayım. Yeni Yüzyıl'da Ahmet Ümit'in köşesi vardı. İsmini unutmuşum ama birkaç hikayesi hala hatırımda, Nevzat karakterinin. Etkileyici bir anlatımı vardı açıkçası. Hala daha yazdıklarımda Ahmet Ümit'in yazdıklarının izlerini bulurum. Hoşuma hem gider hem gitmez. Bu önemli bir detay. Üstelik bu detayın üstüne yakın zamanda eklemlenen bir detay daha var. Yeni Yüzyıl'ın verdiği çocuk kitapları, Ahmet Ümit'in önerisi imiş. Yakın zamanda Genç Bakış'ta katıldığı programda, kendisinden öğrendim.

Şimdi... Benim anılarımdan sıyrılırsak ve asıl konumuza dönersek... Yılda yirmi beş kitap okuyor muydum bilmiyorum. Fakat şunu biliyorum: eğer, ben Jules Verne ile o yaşta tanışmasa idim; bir daha asla tanışamayabilirdim. Ya da o heyecanı asla yaşamam mümkün olmayabilirdi.

Kendimden hareketle, çocuklarınıza mutlaka dersleri dışında da bir dünya sunmanız gerektiğini söyleyebilirim. Özellikle kitapların dünyasını onlara mutlaka göstermelisiniz. Böylece yaratıcılıkları, düşünme yetenekleri, analiz biçimleri ve elbette tüm kariyerleri değişebilir. Şimdi Naci Mocan'ın çağrısını yinelemekte fayda var:

Lütfen, çocuklarınıza yılda bir milyon kelime okutun! Onları kitaplardan, gazetelerden, dergilerden uzak tutmayın. Ne okudukları önemli değil. Yeter ki kendi istedikleri kitapları okusunlar. Bir süre sonra zaten zevklerine göre kitap seçmeye başlayacaklardır.

Dipnot: Yazının başında linki verdim ama tekrar vereyim. http://altibucuk.net/uncategorized/bir-milyon-kelime/ önce bu linki okuyun. Sonra, çocuklarınızla birlikte siz de kitap okuyun. Okumayan toplumlar, bu çağda geri kalmaya mahkumlar. Bunu unutmayın.
PAYLAŞ

D

  • Image
  • Image
  • Image
  • Image
  • Image
    Normal Yorumlar
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder