Eğitim! Eğitim! Eğitim!

Eğitim! Eğitim! Eğitim!

Rahmetli Sakıp Sabancı'nın dillere pelesenk olmuş bir sözü vardı: "Çalışmak! Çalışmak! Çalışmak!" O sözün, günümüzde geldiği nokta: "Eğitim! Eğitim! Eğitim!" olmuş durumda. Ülkece en çok üstüne düşmemiz gereken mesele, eğitimden başka bir şey değil. Eğitim kurumlarımızın her geçen gün "bina" haline geldiği, nitelikli eğitimin gün geçtikçe daha önemli bir hal aldığı bu zamanlarda; milletçe en çok ihtiyacımız olan şey eğitim.

(Ara not: Konuya ilişkin okumanız gerektiğini düşündüğüm başka yazıları, yine yazının en altında bulabilirsiniz.)

Neden eğitime ihtiyacımız var? Basit ama etkili bir soru. Nedenler, bizi eğitim konusunda yapmamız gerekenler hakkında da aydınlatacaktır. Maddeleyelim yine...



  1. Modern toplumun gerisinde kalmamak için,
  2. Milletler arası yarışta, geriye düşmemek ve -en iyi ihtimalle- sömürge, -en kötü ihtimalle- yok olmamak için,
  3. Bireysel ve toplumsal refahımızın artırılabilmesi için,
  4. Gelecekte daha yaşanılabilir bir Türkiye inşa edebilmek için,
  5. Dünya bilimsel, kültürel ve ekonomik mirasına nitelikli bir katkıda bulunabilmek için,
eğitim gerek bize. (Bu arada "Bize 'Eğitim' Gerek" sözünü Selçuk Şirin hocaya tavsiye ettim, yeni kitap adı olarak.)

Elbette bambaşka şeyler için de eğitim gerek. Hırsızlığın, kadına şiddetin, tacizin, tecavüzün, yolsuzluğun ve yoksulluğun azalması -hatta ortadan kalkması- için de eğitim gerekli. Eğitimin neden gerekli olduğu tamam... Peki eğitimi nasıl sağlayacağız? Nitelikli, çağın gereksinimlerini karşılayan bir eğitim nasıl sağlanacak? İşte bu çetrefilli bir soru. Bu soruya yanıt vermeden önce, bir kitaptan kısaca söz etmem gerek.

Daron Acemoğlu ve James Robinson tarafından kaleme alınan "Ulusların Düşüşü" isimli kitaptan bahsetmek gerek. Kitabı henüz satın alabildim. Ve daha başlarken, eğitimle başladık. Mısır'daki -Hüsnü Mübarek'i" deviren eylemlerden bahseden yazarlar, oradaki eylemlerde gençlerin "nitelikli eğitim, dürüst siyaset" gibi taleplerinden söz ediyorlar. Ne ilginç değil mi? Evrensel standartlarda bir eğitim talebi!

Ne kadar da bize benziyor?! Bizde de çok az bir insan grubu, nitelikli ve evrensel değerlerde eğitim talep ediyor. Fakat duyulmuyor sesimiz. Nesrin Nas'ın bir twitini yerleştireyim aşağıya:

Bu tablonun bir sebebi var. İnsanlar mezun oldukları zaman "işe girebilecekleri", "aç kalmayacakları" bölümler tercih etmeye çalışıyorlar. Fizik okuyan insanlar da formasyon alarak öğretmen olmak peşinde. (Yanlış anlaşılmak istemem, öğretmen de olabilmeliler. Buna itirazım yok. Fakat bilimle uğraşmak yerine "kendilerine daha kolay" gelene yönelmeye çalışıyorlar. Buna itirazım var. Bu biraz kolaycılık ve biraz da garanticilik... Hiç hoş da değil.)
Meseleyi dağıtmaya başladım, toparlayayım. Dünyanın her yerinde, kendi coğrafyaları veya ulusları için, insanlar; kaliteli eğitim talep ediyorlar. Bizim de talebimiz bu olmalı. Peki bu talep nasıl karşılanacak?

  1. Devlet, temel bir eğitim politikası oluşturacak. Hükümetlerin keyfi olarak değiştiremeyecekleri, deneme tahtasına dönmeyecek bir eğitim politikası ve sistemi yaşama geçirilecek.
  2. Devlet, makam araçları ve uçaklar gibi -üstelik ciddi bir kısmı tamamen ithal- olan lüks harcamalardan vazgeçecek, kısıntıya gidecek. Buradan ayrılan kaynaklar, eğitime, bilişime ve bilime aktarılacak. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın bütçesinin, makam arabalarından az olduğu bir memleket; elbette eğitim sorunlarıyla boğuşacaktır.
  3. Kendi tarihimizdeki eğitim hamleleri incelenecek. Özel olarak ilgi duyduğum için, Köy Enstitüleri'ni (ya da benim sevdiğim isimle; Eğitim İmecesi'ni) çağımıza uygun bir şekilde revize ederek kırsal kalkınmaya da katkıda bulunacağız.
  4. Eğitim sürelerimizi planlı bir şekilde artıracağız. Avrupa'nın en uzun "eğitim tatili" yapan ülkesiyiz. Kar yağdı aman tatil. Bayram var, hop yine tatil. Üç ay yaz tatili... Bir de 15 tatil verelim... OLMAZ! OLAMAZ! Bu süre içerisinde çocuklar, gençler ve öğretmenler; adaptasyon sorununa maruz kalırlar. Eğitimin niteliği düşer. Bu kadar tatil çok. Devletin tatilleri kısaltmasını bekleyebilir ya da kendimiz "tatilde eğitim" için bir şeyler yapabiliriz.
  5. Öğretmenlerimizin, iyi eğitimli olmalarını sağlamak zorundayız. Bunda devletin, toplumun ve elbette öğretmenlerimizin rolü büyük! Eğer öğretmenlerimizi çocukları tanıyacak, onların kendilerini keşfetmelerini sağlayacak şekilde yetiştiremezsek; sonraki nesillerin öğretmenleri de kötü yetişecek. Aç kalmamak için öğretmen olacak. Öğretmenlik, kutsal ve aşkla yapılması gereken bir meslektir.
  6. Selçuk Özdemir gibi insanlara, Ali Nesin gibi insanlara bireysel ve toplumsal olarak destek vermeye çalışacağız. Selçuk Özdemir adını ilk kez duyanlar olabilir. Kendisinden birazcık bahsetmem gerek. Selçuk Özdemir hoca, bir doçent. ODTÜ mezunu ve çocuklara programlama öğretmek için çok çaba sarf ediyor. Programlamacocukoyuncagi.org adresinde yayın yapan bir projenin mimarı. Ali Nesin biraz daha medyatik olduğu için bilinirliği daha fazla. Kendisinin de dünyanın birçok yerinden insana ev sahipliği yapan bir Matematik Köyü var. İkisi de birbirinden güzel insanlar. Bizim de bu çabaya sahip çıkmamız ve destek olmamız gerek!
  7. Hayat boyu öğrenmeye devam edeceğiz. Biz önce kendi eğitimimize önem vermezsek, başkalarının bizim ve toplumun eğitimini önemsemesini bekleyemeyiz.
  8. İnsanlara bildiklerimizi aktarmaktan ve bunun için emek vermekten geri kalmayacağız. Ben bu blog üzerinden, Twitter'dan ve sözlüklerden bunu yapmaya çalışıyorum. Siz de yapın. "Ne değiştireceğim?" diye düşünmeyin. "Bir kişi" bile değişse, bu büyük bir iş.
  9. Bilişim konusunda, insanların kendilerini geliştirmeleri için çaba sarf edilmesi gerekiyor. Bunun için de bireylerin, sivil toplum kuruluşlarının ve devletin mümkünse birlikte hareket etmeleri, değilse; ayrı ayrı bu konuda gayret göstermeleri gerek. (Tam bu maddeyle ilgili olarak, bir haber gördüm şimdi. Yazıyı da tam yayınlamak üzereydim. Haberin başlığı: "Cumhurbaşkanı'ndan dev yazılım hamlesi" Fakat içerik; yazılım eğitimini, çocukların algoritma kurma ve problem çözme yetilerini geliştirecek noktalara değinmiyor. Tamamen bize özgü "yazılıma olan ilgiyi artırma" çabasının yansıması. İlgiye değil, bilgiye ihtiyaç var. Umarım Fatih Projesi gibi olmaz diyerek sizlerle haberin linkini paylaşayım: http://www.sabah.com.tr/ekonomi/2015/07/06/cumhurbaskanindan-dev-yazilim-hamlesi)
Tüm bunların doğal sonucu olarak, teknoloji ihraç eden, temel bilimlerde nitelikli bilgi üreten, kendisine ve dünyaya pozitif değer katan bir toplum olabiliriz. Bu bizim ellerimizde. Devletten bekleyemeyiz her şeyi. Devlet, daha durağan bir yapıdır. Biz atik olmak ve bu kalkınma hamlesi için kendi çabamızı ortaya koymalıyız.

Biz durduğumuz yerde dururken, kimse bize bir şey öğretmez. Biz durduğumuz yerde dururken, şu anda bizden daha kötü olan ülkelerin yükselişlerini ve bizi geçmelerini sadece seyrederiz. Biz durmamak zorundayız. Durursak, kaybedenlerden oluruz.

Konuyla ilgili olarak okumaktan keyif alacağınızı düşündüğüm yazılar:
  1. Programlama Çocuk Oyuncağı Değil! - Selçuk Şirin, 30 Ağustos 2014 - Hürriyet: http://sosyal.hurriyet.com.tr/Yazar/394/Selcuk-sirin/51754/Programlama-cocuk-oyuncagi-degil
  2. Bizden Bir WhatsApp Çıkar mı? - Selçuk Şirin, 11 Haziran 2014 - Hürriyet: http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/selcuk-sirin_530/bizden-bir-whatsapp-cikar-mi_26591637
  3. Eğitimde Alarm - Taha Akyol, 4 Temmuz 2015 - Hürriyet: http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/taha-akyol_329/egitimde-alarm_29456239
  4. Yeni Ekonominin Kodları ve Gençler - Çağdaş Şirin, 25 Mayıs 2015 - Business HT: http://www.businessht.com.tr/yazarlar/cagdas-sirin/1082861-yeni-ekonominin-kodlari-ve-gencler
Son not: Buraya henüz okumadığım fakat yer imlerimde yer alan linkleri eklemek istemedim. Daha sonra, yazının bu kısmını güncelleyeceğim. Bir de, yazı biraz dağınık olmuş olabilir. Daha sonra tekrar düzenlemeye çalışırım. Dağınık bulduğunuz yerler varsa, belirtmeniz güzel olabilir. :)
PAYLAŞ

D

  • Image
  • Image
  • Image
  • Image
  • Image
    Normal Yorumlar
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder