Şu Hayatta 4 Kişiye İmreniyorum

Tuhaf başlıklı yazılarıma bir yenisini ekliyorum şu anda... İmrendiğim 4 insandan bahsedeceğim bugün. Her biri birbirinden güzel, birbirinden farklı insanlar. Ortak bir noktaları var: Gezmek. Listeye başlayalım. Her birine neden imrendiğimi de açıklayarak gideceğim.

1- Burak Akkul

Çok Gezenti programının sunucusu olur kendisi. Dünya üzerinde gezilmeye değer neresi varsa, gidip gören biri. Programlarının kayda değer bir kısmını seyrettim. Birçok şehirde dibim düşerken, bir kısmına burun kıvırdım. Fakat, bu adama imrenme sebebim, sadece gezmesi değil. (Evet o da var. Ama asıl sebep o değil.) Eşiyle birlikte, yüz ifadelerine yansıdığı kadarıyla sevdiği bir işi yapıyor. Ve kendi deyimiyle, "evini zihninde" taşıyor. (Bunu söylediği kısım şurası, 1-2 dakika ayırsanız kafi.) İşte bu yüzden ben bu adama imreniyorum. Evimi zihnimde, ruhumda taşıyabilmek, sevdiğim işi yapabilmek istiyorum ve elbette gezmeyi istiyorum. Tüm bunları bir arada yapabilen Burak Akkul'a da -doğal olarak- imreniyorum. Darısı benim başıma diyor ve sonraki kişiye geçiyorum...

2- Cem Seymen

Para Dedektifi'nin sunucusu. Para Dedektifi deyince, ekonomi, piyasalar, döviz kuru vs. canlanıyorsa gözünüzde yanlış anlamışsınız demektir. Cem Seymen biraz daha ekonominin başlangıç noktasında duruyor programında. Tarım! "Tarım olmadan olmaz." diyor ve tarımla ilgili birçok konuda sizi bilgilendiriyor. Daha iyisi, bunu yaparken geziyor. Mesela Hollanda'ya gidiyor. Aşağı yukarı Konya kadar bir yüz ölçümüne sahip bir ülkenin tarım ve hayvancılık alanında neler başardığını gösteriyor size. Dahası benim kuşağıma sesleniyor: "Gençler, gelecek sizsiniz. Topraklara sahip çıkın, işleyin." diyor. Toprağa hasret benim gibi birisi için, gerçekten imrenilecek bir iş yapıyor. Gezmesi de cabası...

3- Barış Manço

Evet Barış Manço da geziyordu. Çocukluğu o zamanlara yetişenler bilirler: "Barış Çelebi ile Dünya Turu" adlı bir bölüm olurdu 7'den 77'ye programının içerisinde. Gittiği yerlerde insanlarla iletişimi, programı sunarken sanki gerçekten evin içindeymiş gibi konuşması... O sıcaklığı hissetmek çok güzel bir şeydi. Dahası gezmesinden başka, bir amaç için uğraşıyor olmasıydı. Dünyayı insanlara göstermek ve çocuklara üzerine düşünecekleri bir hikaye verebilmek... "Arkadaşım eşşek" şarkısının klibi buna en güzel örnek. Bremen Mızıkacıları'nı anlatan Barış Manço, bu şarkıya klibi Kuzey Almanya Bremen'de çektiklerini söyler ve klip girer. Yan tarafta videosu var, izlemediyseniz muhakkak izleyin.
Sonuç olarak, anlattığı hikayeler ve hikayelerini bağladığı noktalarla birçok çocuğun hayatında, o dönem çok önemli bir yer tuttu. Bugün geriye dönüp baktığımda, "Bir çocuğun hayatına müsbet bir katkıda bulunmanın, ülkenin geleceğine çok büyük faydalar sağlayacağını" düşünen bir adam görüyorum. İşte bu yüzden Barış Manço'ya da imreniyorum.

4- İsmail Hakkı Tonguç

Sanırım en çok imrendiğim insan! Listenin sonunda olmasına bakmayın, içlerinde bu ülkenin talihini değiştirmeye en çok yaklaşmış olanı. Köy Enstitüleri'nin mimarı... Tonguç'u anlatma kudretini görmüyorum ben kendimde. Bunun için daha birkaç fırın ekmek yemem lazım. Siz en iyisi mi Toprağın Çocukları'nı izleyin. Eğitim Yolu ile Canlandırılacak Köy'ü okuyun. Sabahattin Eyuboğlu'nun Köy Enstitüleri Üzerine isimli kitabında Tonguç'tan nasıl bahsettiğine şahit olun. Ve elbette mümkünse henüz -bir kısmı- hayattayken bir enstitülü bulup, tanışın. Tonguç derken nasıl gözlerinin parladığına hayretle bakın. Ben Tonguç'u size anlatamam. Tonguç da listedeki diğer isimler gibi, geziyordu. Onun gezmesine gezmek denirse tabi! Köy köy dolaşıyordu memleketi, enstitülerin bir adım daha ileri gidebilmesi için. Olmadı. Ama olmadığı halde başkalarına kızmıyordu. "Şunu da şöyle yapsak, belki daha iyi olurdu." diye hayıflanıyordu. Sonuç olarak, bu listede en çok Tonguç'a imreniyorum.


Yazının bonusu da Toprağın Çocukları'nın fragmanı olsun. Kalın sağlıcakla...

PAYLAŞ

D

  • Image
  • Image
  • Image
  • Image
  • Image
    Normal Yorumlar
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder