
Birçok insan ek gelir kaynağı oluşturmak ve daha iyi bir yaşam sürmek için çaba harcıyor. Bir kısmı da ek gelir kaynaklarını daha çok pasif gelir üzerine konumlandırmak istiyor. Pasif gelir konusunda daha önce burada bir yazı yazmıştım. Şimdi, pasif gelir konusuna bloglar üzerinden bir bakmak istiyorum.
Önce elimizdeki gerçeklere odaklanalım:
- Türkiye'de blog yazarlığı üzerinden para kazanmak, yurt dışında benzer işler yaparak para kazanmaktan çok daha zor.
- Blogun ziyaretçi kitlesinin ve kitle kalitesinin artması, gerçekten zaman ve çaba isteyen bir süreç.
- Blog yazarı, sadece kendi ilgi alanı konularla değil; SEO ve SMO gibi alanlarla da uğraşmak ve bilgi sahibi olmak zorunda. (SEO=Arama motoru optimizasyonu, SMO=Sosyal medya optimizasyonu. SEO ile ilgili daha detaylı bilgi almak için buraya bakabilirsiniz. SMO üzerine henüz yazı yazmadım.)
- Türkiye'de internet reklamcılığı yeteri kadar gelişmiş durumda değil. Tıklama ve gösterim başına elde edilecek gelirler yabancı muadillerine göre daha düşük.
- Reklamdan değil de ücretli içeriklerden gelir elde etmek isteyen kişiler içinse; başka handikaplar var. İnternetten alışverişe sıcak bakılmaması, "Ne gerek var buna para ödemeye?" mantığı vs.vs.
- Türk internet kullanıcılarına internet üzerinden ulaşmanın zor olması. (Ya Facebook'tan, Instagram'dan çıkmayan adama nasıl ulaşacaksın? Hadi ulaştın, nasıl tekrar ziyaret etmesini sağlayacaksın? Hedefli kullanıcıyı bulmak ve üstelik sürekli hale getirmek, gerçekten zor iş.)
Eldeki gerçekler bunlar. Tüm bunlara rağmen, blog yazarak para kazanmak mümkün mü? Evet, mümkün. Ne yapmak gerekiyor peki? Ne yapılırsa, Türkiye'de blog yazarak para kazanılabilir?
- Öncelikle, kendi ilgi duyduğunuz alanlara yönelmelisiniz. Kendimden örnek vereyim. Benim ilgi alanlarım belli: Yazılım, Ekonomi, SEO, Blog, Kültür, Eğitim. Yazdığım yazılar da bu üst başlıklarla ilgili. İlgi duyduğunuz alanların dışında bir şeyler de yazabilirsiniz elbette fakat bu zaman bakımından sizi zorlayacaktır. Daha fazla araştırma yapmanıza neden olacaktır.
- İlgi alanlarınız doğrultusunda bir blog oluşturduğunuz zaman, sizinle benzer ilgi alanlarını takip eden kullanıcıları çekme şansınız olacaktır. Türkiye'de sadece gelir elde edebilmek adına blog açtığını zanneden insanlar var. "Genel blog" diye bir kavram var yahu! Adam ne bulursa onu yazıyor. Zayıflamadan tut, siyasete, siyasetten tut, egzotik hayvanlara kadar her şey var blog dediği şeyin içerisinde. Bunlardan olmayın.
- Her gün blogunuzla saatlerce ilgilenmeniz gerekmediğini bilmelisiniz. Ortalama 1-2 saat vereceksiniz günde. Dilerseniz, daha az veya daha fazla da verebilirsiniz süre olarak. Ancak saatlik bir ücret beklemeyin blog yazarlığından. Yayınlayacaksınız yazılarınızı, içeriklerinizi ve zamanla size gelir getirecek bir sistemin alt yapısını kurmuş olacaksınız. Pasif gelir elde edeceksiniz yani.
- Blog yazılarınızın bir periyodu olsun. En azından aylık bir ortalama hedefiniz olsun ve o hedefi yılın sonunda tutturmuş olmaya çalışın. Ben ayda ortalama 4 yazı yazma hedefi koydum kendime. Bu ay yazacağım bir yazı daha olacak ve ortalama hedefimi tutturmuş olacağım. Bu sayede, bloguma gelen -henüz var mı emin değilim ama- düzenli takipçilerim, boş dönmemiş olacaklar.
- Yazılarınızı sosyal medyada paylaşmaktan çekinmeyin. Hem geri dönüşler almak hem de yazılarınıza farklı bir gözle bakılmasını sağlamak adına bu oldukça önemli. Eleştirilere açık olun. Görüşlerinizin tutmadığı insanlar olacaktır, bazıları işi hakarete vardıracaktır. Görmezden gelin. (Çok abartılı durumlar da elbette hukuk yollarını kullanmaktan çekinmeyin, kast ettiğim şey bu değil.)
- SEO ve SMO konusunda bir şeyler öğrenmeye ve uygulamaya başlayın. Ziyaretçileriniz sizi "durduğunuz yerden" bulamazlar. Bir dükkan açtığınızda, bunu bir şekilde duyurmaya çalışırsınız. Aynı şeyi blogunuz için de yapın.
- Emeklemeden koşmaya çalışmayın. Zaman içerisinde ziyaretçi sayınız artacak ve gelir elde etmeye başlayacaksınız. Fakat ilk bir yıl, çok bir şey beklemeyin. Bir yılın sonunda yavaş yavaş canlanmalar ve ziyaretçi artışları başlayacaktır. Rahat olun. Hatta önce yerel bir gazetede köşe yazdığınızı ve zamanla bu gazetenin gelişip bölgesel bir gazeteye dönüştüğünü düşünün. Bu sizi motive edecektir.
- Arkadaş çevrenizin blogunuzdan haberdar olmasını sağlayın. Müstear isimle yazıyor -benim gibi- ve arkadaşlarınızın bunu bilmesini istemiyorsanız; onları sosyal medya üzerinden teşvik edin. İlgilerini çekecek konuları zaten biliyorsunuz.
- Diğer blog yazarlarını takip edin. Onların hem rakibiniz hem de dostunuz olduğunu bilin. Gerektiği zaman pas atmaktan ya da rekabeti zorlamaktan çekinmeyin. Fakat bunları yaparken aşırıya kaçmayın.
- Bloglara yorumlar yapın. Yazısını okuduğunuz ve bir şeyler öğrendiğiniz birine soru sormak, teşekkür etmek, kendi fikirlerinizi açıklamak çok zor şeyler değil. Bu hareketiniz hem blogunuzun daha geniş kitlelere ulaşmasına yardımcı olacaktır hem de bloglar arasındaki etkileşimi artırarak arama motorlarından gelen ziyaretçi sayınıza pozitif katkı yapacaktır.
- Son olarak, üç yazı yazıp pes etmeyin. Daha yazılacak onlarca konu olduğunu, ilgi alanlarınızın değişebileceğini ve farklı şeyler öğrenebileceğinizi bilin. Blog tutma işini, bir maraton ve uzun vadeli bir yatırım olarak düşünün. 3 ayın sonunda, 1 yılın sonunda ve hatta 10 yılın sonunda geldiğiniz noktaya emin olun çok şaşıracaksınız.
Bunları yaptığınızda, blog yazmaktan hem keyif alacak hem de para kazanacaksınız. Peki ne kadar kazanacaksınız? Bu soruya kesin yanıt vermek zor. Fakat sabrınıza, yazma sıklığınıza, yazdığınız konuların neler olduğuna ve blog üzerinden nasıl para kazanmayı tercih ettiğinize göre kazanacağınız para miktarının değişeceğini söylemeliyim.
Blogunuzdan nasıl para kazanacağınızı da bir yazı dizisi olarak ileride yazmayı planlıyorum. Yazdığımda bu yazıyı ve yazmayı planladıklarım sayfasını güncelleyeceğim. Dilerseniz, daha sonra tekrar beklerim sizi bloguma :)
Not: Yazı sonu videosu da ekleyeyim istedim bugün. Blog yazmak sabır isteyen bir iş, yazının genelinde vurguladığım üzere. Sabırlı olun ve çizginizi koruyun. Haydi şimdi, "Sen bu yolda devam et." diyen Barış Manço'ya kulak verelim...
0 yorum:
Yorum Gönder