![]() |
| Türkiye'de Tasarruf Problemi, Sonuçları ve Çözüm Yolları |
Türkiye, pek çok açıdan eleştirilebilecek bir ülke. Ancak bunda devleti tek başına suçlamak yersiz olur. Halkın da eleştirilecek çok fazla yönü var. Okumuyoruz, okuyanı araştıranı "boş işle" uğraşmakla suçluyoruz, tasarruf etmiyoruz, kazanmadığımız paraları taksitlere veriyoruz. Daha gider bunlar. Ben sadece işin tasarruf kısmına değineceğim. Para biriktirmek, bizim halkımız için zor. Oldukça zor. Kalkıp, "Ama yaşam pahalı." diyenler olacaktır. En baştan söyleyeyim, küçümsediğimden ya da beğenmediğimden değil, bugün kağıt toplayıcıların elinde bile Galaxy'ler, iPhone'lar dolaşıyorsa; yaşam pahalılığından değildir tasarruf edememek. İradesizliktendir. Takside bayılırken paraları sorun olmuyor fakat kenara koymaya gelince "Ama hayat pahalı."
Olmaz böyle şey! Tasarruf yapılamamasının bir dizi olumsuz sonucu var. O olumsuz sonuçlara değinelim önce. Sonra nasıl tasarruf edebileceğimizi konuşalım. (Yazının girizgahı biraz sert oldu. Kusura bakmayın sayın okur.)
1- Tasarruf etmeyişimiz, yarınımızı belirsizleştiriyor. Bireysel anlamda düşünün. Kıyıda köşede hiç paranız yok. Beklenmedik bir sağlık harcamasında, beklenmedik zaruri bir seyahat durumunda, doğal afet durumunda vs. vs. harcayabileceğiniz bir paranız var mı? Yok. Peki, bir zaruriyet oluştuğunda bu harcamayı nasıl yapacaksınız? Tebrikler, bildiniz! Borçlanarak. Yarınınızı daha rahat planlayabilmek için tasarruf etmek zorundasınız.
2- Düşük tasarruf, yapılabilecek yatırım miktarını azaltıyor. Bu da dolaylı olarak işsizliğe ve büyümede olumsuz görünüme sebep oluyor. Neden mi? Bir örnekle açıklayayım. İş kurmak istiyorsunuz. İstediğiniz işi kurabilmeniz için gereken para 10.000 Türk Lirası olsun. Ancak sizin cebinizde 4.000 lira var. Aradaki fark, 6.000 lira. Eğer etrafınızda size 6.000 lira borç verebilecek birini bulursanız, bankaya gitmenize gerek kalmayacak. Bulamazsanız, kredi çekeceksiniz. Krediyi banka sağlayacak size. Fakat başka birinin tasarruf ettiği paradan verecek. Eğer, başkalarının tasarrufu yoksa bankada? Doğru bildiniz, bu krediyi yurtdışından temin edecek. Bu da ülkede finansman açığının oluşmasına ve dış borçlanmaya sebep olacak. Bu şekilde sağlanan büyüme, bir süre sonra yabancılardan borç alamadığınızda devam edemeyecek. Küçülme, yatırımların sonlanması, işsizlik gibi sorunlar ortaya çıkacak.
3- Tasarruf edebileceğimiz miktarı, dışarıdan satın almaya ayırıyoruz. Ülke olarak katma değerli ürün üretmekte sıkıntılar yaşadığımızı daha önce yazmıştım. (İlgili yazıya "Yüksek Katma Değerli Ürün Üretmek" başlığından ulaşabilirsiniz.) Elimizdeki akıllı telefonu düşünelim. Ne kadara aldık? 2000 TL olsun. Bu telefonun tüm özelliklerini kullanıyor musunuz? Gerçekten ihtiyacınız var mıydı? (Bu sorunun yanıtları sizde. Bende değil.) Bu telefona verdiğiniz parayı tasarruf amacıyla ayırabilir miydiniz? Evet. Ayırmadınız. İthal ürün satın aldınız. Oldu mu size cari açık? Oldu. İsteklerimiz için tasarruftan vazgeçerek, cari açığı biz mi büyüttük? Evet, biz büyüttük.
4- Mali piyasaların derinliği istenilen ölçüde olmaz. (Derinlik, bir ülkede kullanılan finansal araç türlerinin artmasını, bu araçların daha yaygın kullanılabilir hale gelmesini, özetle mali piyasaların gelişmişliğini anlatır. *) Bu nasıl olur? Tasarruf sahipleri, ellerindeki paraların enflasyon karşısında erimesini istemezler. Buna yönelik olarak da çeşitli araçlara yönelirler. Faiz çoğu zaman tek başına yeterli olmaz. Bu yönelimleri de mali piyasaların derinleşmesini ve rekabet edilebilirliği artırır. Tasarruf etmediğimizde, mali piyasalarımızı da vurmuş oluyoruz yani.
Yani, tasarruf ederek; geleceğinizde daha az sıkıntının olmasına, sanayicinin daha kolay finansmana ulaşmasına, lüks/ihtiyaç dışı tüketimin azalmasına, cari açığın düşmesine, mali piyasaların derinleşmesine, ülkenin ekonomik büyümesine katkı sağlamaya, kısacası daha parlak bir gelecek kurulmasına ön ayak olacaksınız.
Bitti mi? Bitmedi. Öncülüğünü yapacağınız bu işi, nasıl yapmanız gerektiği konusu var bir de... Nasıl tasarruf edeceksiniz? Tasarruflarınızı nasıl yönetmelisiniz? Yastık altı mı? Banka içi mi? Gibi sorularımız var yanıtlamamız gereken. (Fakat ben acayip çaysadım. Bir çay yapayım kendime. Yazı uzun geldiyse, siz de ikinci kısma geçmeden çay-kahve bir şeyler alın gelin. Aldıysanız, devam ediyorum.)
Öncelikle, tasarruf etmeye nasıl başlayacağımız meselesi var. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır elbette fakat bence ilk işiniz harcamalarınızı kontrol etmeyi öğrenmek olmalı. Harcamalarınızı kontrol altına alabilirseniz, tasarruf etmeye de başlarsınız. Kredi kartınızın ekstresini kontrol etmezseniz, 12 aylık taksitlerin gözüne gözüne vurursanız; harcamalarınızı kontrol edemezsiniz. Harcamalarınızı kontrol altına aldıktan sonra, gereksiz harcama kalemlerini bulmalısınız. Kullanmadığınız eşyalar, istekler doğrultusunda alınan şeyler, dışarıda yenilen yemekler, içilen kahveler vs.vs. Kendi kriterlerinizi oluşturun ve gereksiz kalemleri işaretleyerek, bir yılda ne kadar tasarruf edebileceğinizi hesaplayın. Sonra da o kalemlerin üstünü çizin. İstekleriniz doğrultusunda aldığınız ve kullanmadığınız şeylerin de üstünü çizin.
(Bir şeyin ihtiyaç mı istek mi olduğunu belirlemek için, hemen satın almak yerine, bir süre bekleyerek alım kararı verin. Eğer o süre geçtikten sonra satın almakta heves duymuyorsanız almayın. Gösteriş için bir şeyler satın almayın. Özelliklerini kullanmayacağınız yüksek teknoloji ürünlerine para gömmeyin. Gibi gibi...)
Gereksiz kalemlerin üstünü çizdik. İsteklerle ihtiyaçları ayırdık. Bunlara gidecek parayı tasarrufa aktardık. Şimdi geldik, günlük birikim yapmaya. Günde ne kadar para kenara koyarsanız bütçeniz sarsılmaz? 1 lira? 5 lira? 10 lira? Bu rakamı belirleyin. Günlük o kadar parayı tasarrufa aktarın. Bu da tamam...
Şimdi geldik küsüratlara. Pek çok bankanın kredi kartlarında bu tarz özellikler var. 2,99 liralık alışveriş yaptığınızda, üstünü 5 liraya tamamlayarak sizin adınıza hesabınızda tasarruf ediyor. Siz de ekstre döneminde borcunuzu ödeyerek, birikim yapmış oluyorsunuz. (Eğer maaşı alır almaz, belirli bir kısmını disiplinli olarak tasarrufa yönlendirebiliyorsanız; buna ihtiyacınız olmayacaktır. Fakat disiplininizi koruyamıyorsanız, bu özellik sizin için geliştirilmiş.)
Bu da tamamsa, geldik diğer gider kalemlerimizde küçülmeye. Abonelikler, faturalar gibi sabit gider kalemlerini daraltmamız gerek. Elektrik, su, telefon, doğalgaz, dergi-gazete abonelikleri vs. Bunlarda küçülmeye gitmek için, çeşitli yöntemler uygulayabilirsiniz. Telefon faturalarınız sabit tarife üzerindense, daha iyi fiyat sunan paket-operatör tercihi yapabilirsiniz. Elektrik tasarruflarına yönelebilirsiniz. İnternette farklı servis sağlayıcılarla görüşerek daha uygun fiyatı olanları bulabilirsiniz. Okumadığınız gazete-dergi aboneliklerini iptal ettirebilir ya da dijital aboneliğe geçerek maliyetinizi düşürebilirsiniz. Bunlardan elde edilen tasarrufu da atıyoruz kenara.
Tüm bunları yaptıktan sonra, birikimimizi değerlendirmeye başlıyoruz. Ne kadar biriktirdik? Ne kadar daha biriktirebiliriz? Bu birikim en iyi nasıl değerlendirilir? Bankaların faiz oranları ne? Gibi soruların yanıtlarını araştırmaya başlıyoruz. Kendimiz için en kârlı ve mümkünse enflasyon üzeri getiri sağlayacak yöntemleri seçerek, birikimimizi yatırıma dönüştürüyoruz. Peki bunu yastık altında yapsak olmaz mı? Olmaz! Çünkü yastık altında yatan para, kimseye fayda sağlamaz. Lirada kaldığınızı varsayalım, paranız enflasyon karşısında erir. Döviz aldığınızı varsayalım, bu sefer de elde edebileceğiniz faiz gelirini reddedersiniz. Altın aldığınızda -yeni uygulanmaya başlanan altın vadeli hesapları var- yine faiz gelirini reddetmiş olursunuz. (Yastık altında duran para, ekonomi çarklarının içerisinden çıkmış demektir. Hangi türde tutarsanız tutun. Yukarıda saydığım dört maddeye bir faydası olmayacaktır.)
Peki benim tavsiyem ne? Benim tavsiyem, birikiminizi orta-uzun vadeli olacak şekilde borsada değerlendirmeniz yönünde olur. Borsa konusunda da yazacağım fırsatım olursa. Ancak borsa size uygun değilse, bugünün koşulları itibariyle birikiminizi vadeli döviz mevduatına çevirebilirsiniz. Bu sizi bir nebze de olsa enflasyon karşısında dirençli kılacaktır.
Uzun bir yazı oldu. Ülke hakkında iki kelimeyle bir şeyler anlatmak benim tarzım değil. Umarım sıkmadan, anlatmak istediklerimi anlatabilmişimdir. Sormak istediğiniz şeyler için, yazının yorumları açık. Dilimin döndüğünce, bilgimin yettiğince cevaplamaya çalışırım. Birikimlerinizin bereketli olması dileğiyle, hoşça kalın!
Not: Konuyla ilgili olarak daha fazla okumak isteyenler için de bir liste vereyim.Ben de yazıyı hazırlarken göz gezdirdim.
- Tasarruf Sorunumuz Büyüyor, Mahfi Eğilmez (24.10.2014) - http://www.mahfiegilmez.com/2014/10/tasarruf-sorunumuz-buyuyor.html
- Türkiye'de Tasarruf Açığının Nedenleri ve Kapatılması İçin Politika Önerileri, Ümit Özlale-Alper Karakurt (2014) - https://www.tbb.org.tr/Content/Upload/Dokuman/1448/TBB_arastirma_ozlale_kararkurt_1.pdf
- Yurtiçi Tasarruf Türkiye İçin Neden Önemlidir, Dünya Bankası (13.03.2012) - http://siteresources.worldbank.org/TURKEYINTURKISHEXTN/Resources/455687-1331626580764/CEM_YurticiTasarruflar_Bolum3.pdf
- Daha da okumak isterseniz, Google kullanarak burada paylaştığım linklere benzer sonuçlar arayabilirsiniz. (related:bağlantı adresi) şeklindeki kullanımlarda benzerlerini sunacaktır size.

Meraba, blogunuzu bir arama sonucu keşfettim. Güzel şeyler yazıyorsunuz, sakin bir üslubunuz var. Takdir ettim ve RSS aboneniz oldum. Umarım uzun soluklu bir blog maceranız olur. Konuyla ilgili olarak http://hatunguncesi.com/baslik/para-biriktirmenizi-saglayacak-5-onemli-oneri adresinde yayınlanan bir yazı var. Para biriktirmek amaçlı, kadınlara yönelik olarak 5 küçük öneri listeledim ben de. Fırsatınız olursa, sitemizi incelemenizi ve üye olmanızı beklerim. :) Yayın hayatınızda başarılar diliyorum. Görüşmek üzere...
YanıtlaSilTakibiniz ve güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Verdiğiniz linki inceledim. Gayet yerinde şeyler söylemişsiniz. Fırsatım olursa ilgi alanlarım doğrultusunda ben de bir şeyler yazabilirim. (İlgi çeker mi bilmiyorum ama elimden geldiğince :) ) Ben de size yayın hayatınızda başarılar diliyorum.
YanıtlaSil